'Olası kast netice ile belirlenir' (dolus indeterminatus determinatur ab eventu) kuralının, olası kastla işlenen bir suça teşebbüsün (TCK m. 35) mümkün olup olmadığı tartışmasındaki rolünü, metinde yer alan doktrin görüşleri ve Yargıtay içtihatları (ör. CGK-K.2017/554) çerçevesinde analiz ediniz. Olası kastla hareket eden failin, öngördüğü muhtemel neticenin gerçekleşmemesi halinde teşebbüsten sorumlu tutulmamasının hukuki gerekçelerini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #136970

Olası kast, failin suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, 'olursa olsun' diyerek fiili işlemesi halidir (TCK m. 21/2). Teşebbüs ise failin 'işlemeyi kastettiği' bir suçu icra hareketlerine başlaması ancak elinde olmayan nedenlerle tamamlayamamasıdır (TCK m. 35). Doktrindeki baskın görüş ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre (CGK-K.2017/554), olası kastla işlenen suçlara teşebbüs mümkün değildir. Bunun temel gerekçesi, 'olası kast netice ile belirlenir' kuralıdır. Bu kurala göre, failin sorumluluğu, öngördüğü ve kayıtsız kaldığı ihtimallerden hangisi gerçekleşmişse o neticeye göre belirlenir. Eğer öngörülen netice (örneğin ölüm veya yaralanma) hiç gerçekleşmemişse, ortada failin sorumlu tutulacağı bir sonuç yoktur. Faili, gerçekleşmeyen muhtemel bir neticeden dolayı teşebbüsten sorumlu tutmak, ceza sorumluluğunu öngörülemez ve katlanılamayacak ölçüde genişletmek anlamına gelir. Doğrudan kastta belirli bir neticeyi isteme iradesi varken, olası kastta bu netlik yoktur. Bu nedenle teşebbüsün aradığı 'suçu işlemeye yönelik kesin kast' olası kastla bağdaşmaz (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/olasi-kastla-suca-tesebbus-istirak-ve-haksiz-tahrik.html).