6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesiyle 1086 sayılı HUMK'un yürürlükten kaldırılmasının (HMK m. 450), kanunların zaman bakımından uygulanması ilkesi çerçevesinde, derdest davalara etkisini HMK'nın geçici maddeleri (ör. Geçici Madde 3) bağlamında analiz ediniz. Özellikle temyiz kesinlik sınırları gibi usuli müesseselerin belirlenmesinde, davanın açıldığı tarihteki kanunun mu yoksa kararın verildiği tarihteki kanunun mu esas alınacağını Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2018/6670 K. sayılı kararını da dikkate alarak açıklayınız.
Hukuk usulü kanunları, kural olarak derhal uygulama ilkesine tabidir. Yani, bir kanun yürürlüğe girdiğinde, tamamlanmamış işlemlere ve derdest davalara uygulanır. HMK m. 450 ile HUMK yürürlükten kaldırılmış ve HMK'nın derhal uygulanacağı (m. 448) belirtilmiştir. Ancak kanun koyucu, hukuki istikrarı ve kazanılmış hakları korumak amacıyla bazı geçiş hükümleri öngörmüştür. HMK Geçici Madde 3, bu istisnalardan biridir ve Bölge Adliye Mahkemeleri göreve başlayana kadar temyiz kanun yoluna ilişkin olarak HUMK hükümlerinin (belirli bir versiyonunun) uygulanmaya devam edeceğini düzenlemiştir. Temyiz kesinlik sınırı gibi kamu düzenine ilişkin usuli konularda, Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre (ör. Yargıtay 10. HD, 2018/6670 K.) davanın açıldığı tarih değil, hakkında temyiz yoluna başvurulan nihai kararın verildiği tarihteki yasal durum ve parasal sınırlar esas alınır. Dolayısıyla, dava HUMK zamanında açılmış olsa bile, karar HMK döneminde verilmişse ve temyiz sınırı o tarihteki mevzuata göre belirlenmişse, o sınıra göre temyiz kabiliyeti değerlendirilir (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-450-yururlukten-kaldirilan-hukumler.html).