Sanığın ikrarının, hukuka aykırı arama sonucu elde edilen delillerin kullanılabilirliği üzerindeki etkisini tartışınız. Yargıtay'ın, 'gecikmesinde sakınca bulunan hal' gerekçesi usulüne uygun belirtilmediği için hukuka aykırı kabul edilen bir arama sonucunda ele geçen eşyaya rağmen, sanığın bu eşyanın kendisine ait olduğunu ve ticari amaçla bulundurduğunu ikrar etmesi halinde mahkumiyet kararı verilebileceği yönündeki yaklaşımını (ör. Yargıtay 7. CD, 2022/8820 E.) hukuka aykırı delillerin değerlendirilmesi yasağı (CMK m. 217/2) açısından analiz ediniz.
CMK m. 217/2, hukuka aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak değerlendirilemeyeceğini amirdir. Bu kural, 'delil yasakları' olarak bilinir ve adil yargılanma hakkının temel bir unsurudur. Bir arama işlemi, usulüne uygun 'gecikmesinde sakınca bulunan hal' gerekçesi olmadan yapılmışsa hukuka aykırıdır ve bu arama sonucu elde edilen eşya (örneğin kaçak sigara) 'yasak delil'dir. Kural olarak, bu delile dayanılarak hüküm kurulamaz. Ancak, Yargıtay bazı kararlarında, sanığın bu hukuka aykırı delilin varlığından bağımsız, özgür iradesiyle ve istikrarlı bir şekilde suçu ikrar etmesi durumunda, bu ikrarın hukuka uygun bir delil olarak mahkumiyete esas alınabileceğini kabul etmektedir. Bu yaklaşımın temelinde, ikrarın 'zehirli ağacın meyvesi' (hukuka aykırı delil) olmadığı, sanığın kendi iradi beyanıyla ortaya çıkan yeni ve bağımsız bir delil olduğu düşüncesi yatar. Eğer sanığın ikrarı, sadece hukuka aykırı delilin kendisine gösterilmesi ve bu delilin baskısı altında alınmışsa, bu ikrar da hukuka aykırı kabul edilmelidir. Ancak sanık, delilden bağımsız olarak suçunu en başından itibaren tutarlı bir şekilde kabul ediyorsa, Yargıtay bu ikrarı mahkumiyet için yeterli görebilmektedir (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/gecikmesinde-sakinca-bulunan-hal-nedir-cmk.html).