Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği m. 4 ve Yargıtay içtihatları (ör. CGK 2014/166 E.) ışığında 'gecikmesinde sakınca bulunan hal' kavramını tanımlayınız. Cumhuriyet savcısının, hakim kararı olmaksızın arama emri verebilmesi için bu şartın varlığının nasıl değerlendirilmesi gerektiğini ve bu durumun arama emrinde gerekçelendirilme zorunluluğunu analiz ediniz. Mesai saatleri içerisinde verilen bir savcılık arama emrinde 'gecikmesinde sakınca bulunan hal' gerekçesinin gösterilmemesinin, arama işleminin hukuka uygunluğuna ve elde edilen delillerin geçerliliğine etkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #136960

'Gecikmesinde sakınca bulunan hal', derhal işlem yapılmadığı takdirde suçun iz, eser, emare ve delillerinin kaybolması, şüphelinin kaçması veya kimliğinin tespit edilememesi ihtimalinin ortaya çıkması ve bu nedenle hakimden karar almak için beklenecek sürenin aramanın amacını boşa çıkaracağı acele durumları ifade eder (Yönetmelik m. 4). Bu, temel hak ve hürriyetlere bir müdahale olan arama tedbirinde kural olan hakim kararı ilkesinin bir istisnasıdır. Cumhuriyet savcısının bu istisnai yetkiyi kullanabilmesi için, 'gecikmesinde sakınca bulunan hal'in somut olarak mevcut olması ve bu durumun nedenlerini arama emrinde açıkça gerekçelendirmesi zorunludur. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, özellikle mesai saatleri içinde, hakime ulaşma imkanı varken, bu gerekçe belirtilmeden savcılık emriyle yapılan arama hukuka aykırıdır. Hukuka aykırı arama sonucu elde edilen deliller, 'zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir' ilkesi gereğince hukuka aykırı delil (yasak delil) niteliğindedir ve Anayasa m.38/2, CMK m.206/2-a, m.217/2 uyarınca hükme esas alınamaz. Sanığın ikrarı gibi başka bir delil yoksa, bu delile dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulamaz (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/gecikmesinde-sakinca-bulunan-hal-nedir-cmk.html).