OHAL KHK'ları ile kamu görevinden ihraçlarda kullanılan ve metinde sayılan 'ihraç kriterleri'ni (örn: Bankasya hesabı, sosyal medya paylaşımları, sendika üyeliği, kurum kanaati) hukukun genel ilkeleri olan 'masumiyet karinesi' ve 'cezaların şahsiliği' ilkeleri açısından değerlendiriniz. Bu kriterlerin, tek başlarına bir disiplin suçu veya ceza hukuku anlamında suç teşkil etmemesine rağmen ihraç sebebi olarak kullanılmasının hukuka uygunluğunu tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #136956

Metinde sayılan Bankasya hesabı, sendika/dernek üyeliği, sosyal medya paylaşımları, kişinin yakın çevresinin durumu veya 'kurum kanaati' gibi kriterler, tek başlarına ve somut bir suç eylemiyle ilişkilendirilmedikçe, hukuken bir kişinin terör örgütüyle irtibatlı veya iltisaklı olduğunu kanıtlamaya yeterli değildir. Bu kriterlere dayanılarak yapılan ihraçlar, birçok temel hukuk ilkesini ihlal etme potansiyeli taşır: 1) **Masumiyet Karinesi:** Kişinin suçluluğu kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla ispatlanana kadar masum sayılması ilkesi ihlal edilmektedir. İdari bir işlemle ve kesinleşmiş yargı kararı olmaksızın kişi 'terörist' olarak etiketlenmektedir. 2) **Cezaların Şahsiliği:** Özellikle yakın çevrenin faaliyetleri nedeniyle kişinin sorumlu tutulması, ceza sorumluluğunun şahsi olması ilkesine aykırıdır. 3) **Kanunilik İlkesi:** İhraç sebebi olan bu kriterlerin birçoğu, yapıldıkları tarihte yasal olan faaliyetlerdir (örneğin yasal bir bankaya para yatırmak, yasal bir sendikaya üye olmak). Sonradan suç olarak nitelendirilmeleri, 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesine aykırıdır. Bu nedenlerle, usulüne uygun bir disiplin soruşturması ve savunma hakkı tanınmadan, soyut ve sübjektif kriterlere dayalı ihraç işlemlerinin hukuka uygunluğundan bahsetmek mümkün değildir (kadimhukuk.com.tr/makale/ohal-komisyonu-kararina-itiraz-avukat/).