TCK m. 302 (Devletin Birliğini Bozma) ve TCK m. 314/2 (Silahlı Örgüt Üyeliği) suçlarının aynı olayda bir sanığa birlikte isnat edilip edilemeyeceğini, 'geçitli suç' (subsidiarity) ilkesi çerçevesinde tartışınız. Yargıtay'ın, amaç suç (TCK 302) işlendiğinde failin ayrıca örgüt üyeliğinden (TCK 314/2) cezalandırılmayacağına ilişkin içtihadının (ör. Yargıtay 9. CD - E. 2011/4205) hukuki temelini ve TCK m. 302/2'de yer alan 'başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı... cezaya hükmolunur' ifadesinin bu bağlamda nasıl yorumlanması gerektiğini analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #136954

TCK m. 314/2'de düzenlenen silahlı örgüt üyeliği suçu, TCK m. 302'de düzenlenen devletin birliğini bozma suçu açısından hazırlık hareketi niteliğindedir ve bir araç suçtur. Ancak bu, TCK m. 302/2 anlamında ayrıca cezalandırılacak bir 'başka suç' değildir. Hukuk doktrininde ve Yargıtay içtihatlarında bu ilişki 'geçitli suç' (subsidiarity) ilkesiyle açıklanır. Buna göre, daha ağır olan amaç suç (TCK 302) işlendiğinde, daha az ağır olan ve o suça ulaşmada bir basamak teşkil eden araç suç (TCK 314/2) bağımsızlığını yitirir ve amaç suçun içinde erir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin atıf yapılan kararında da belirtildiği gibi, fail sadece amaç suç olan TCK 302'den cezalandırılır, ayrıca örgüt üyeliğinden ceza verilmez. TCK m. 302/2'deki 'başka suçlar' ifadesi, amaç suçun işlenmesi sırasında işlenen ve örgüt üyeliği dışında kalan diğer bağımsız araç suçları (örneğin kasten öldürme, mala zarar verme) ifade eder ve bu suçlardan ayrıca gerçek içtima kurallarına göre ceza verilir (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/devletin-guvenligine-karsi-suclar-tck-302.-madde).