Tüketici Hakem Heyetlerinin (THH) hukuki statüsünü, bir mahkeme mi yoksa bir idari kurul mu olduğunu, kararlarının niteliğini (ilam niteliğinde olup olmadığı) ve bu kararların icra edilebilirliğini tartışınız. THH'lere başvurunun belirli parasal sınırlar için zorunlu tutulmasının, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama hürriyetine bir müdahale olup olmadığını, alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #136952

Tüketici Hakem Heyetleri, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kurulan ve yargısal fonksiyonları olan idari kurullardır. Tam anlamıyla bir mahkeme olmasalar da, verdikleri kararlar İcra ve İflas Kanunu anlamında ilam niteliğindedir ve ilamlı icra yoluyla takibe konulabilir. Belirli parasal sınırlar altındaki uyuşmazlıklar için THH'ye başvuru zorunluluğu, bir dava şartı olarak düzenlenmiştir. Bu zorunluluk, Anayasa m.36'daki hak arama hürriyetine bir müdahale olarak görülebilir; ancak bu müdahale, uyuşmazlıkların daha hızlı, basit ve masrafsız bir şekilde çözülmesini amaçladığı için meşru bir amaca hizmet eder. Yargının iş yükünü azaltması ve tüketiciler için erişilebilir bir çözüm mekanizması sunması nedeniyle, bu zorunluluk ölçülü bir sınırlama olarak kabul edilmektedir. THH, uyuşmazlık çözümünde zorunlu bir ilk aşama olup, kararlarına karşı Tüketici Mahkemesi'nde itiraz yolu açıktır. Bu yapısıyla, mahkemeye erişimi engellemeyen, aksine kolaylaştıran bir alternatif uyuşmazlık çözüm (ADR) mekanizması olarak nitelendirilebilir (avukaterdemozkan.com).