Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E: 2017/406 sayılı kararında, sanığın eylemi kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilirken, yerel mahkemenin direnme kararında ısrarla 'kasten yaralama' suçunu kabul etmesinin temelindeki yanılgı nedir?
Yerel mahkemenin temel yanılgısı, suçun vasıflandırılmasında failin 'kastı' yerine, meydana gelen 'netice'ye odaklanmasıdır. Olayda, mağdurun hayati tehlike geçirmeyecek şekilde sadece kolundan yaralanmış olması, yerel mahkemeyi, failin amacının da sadece yaralamak olduğu sonucuna götürmüştür. Ancak YCGK, kasten öldürmeye teşebbüs suçunun oluşumu için ölüm neticesinin gerçekleşmesinin şart olmadığını, failin öldürme kastıyla elverişli hareketlere başlamasının yeterli olduğunu vurgulamıştır. Sanığın öldürmeye elverişli bir silahla (pompalı tüfek), çok sayıda ve mağdurun hayati bölgelerini hedef alarak ateş etmesi, öldürme kastını açıkça ortaya koymaktadır. Neticenin yaralama düzeyinde kalması, sanığın kastının bu yönde olduğunu değil, elinde olmayan nedenlerle (mağdurun hareket etmesi, şans vb.) amacına ulaşamadığını gösterir. Yerel mahkeme, kast unsurunu objektif kriterlerle değerlendirmek yerine, sadece hafif kalan sonuca bakarak hata yapmıştır. (zulkufarslan.av.tr/nitelikli-kasten-oldurme-sucuna-tesebbus/)