TCK m. 125 kapsamında hakaret suçunun oluşabilmesi için fiilin şahsı 'toplum içinde değersizleştirme veya itibarını zedeleme' niteliği taşıması gerektiği belirtilmektedir. Bu ilkenin, 'kaba söz' ve 'hakaret' ayrımındaki rolü nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #135484

Bu ilke, 'kaba söz' ve 'hakaret' ayrımındaki temel ölçüttür. Hakaret suçunun koruduğu hukuki değer, kişinin toplum nezdindeki onur, şeref ve saygınlığı, yani sosyal değeridir. Bir ifadenin hakaret sayılabilmesi için, sadece muhatabı rahatsız etmesi veya üzmesi yeterli değildir; aynı zamanda o ifadenin, muhatabın toplum içindeki itibarını, değerini ve saygınlığını objektif olarak zedeleyebilecek nitelikte olması gerekir. 'Terbiyesiz', 'lan', 'görmemiş' gibi kaba sözler, anlık bir öfke veya nezaketsizlik ifadesi olarak kabul edilir ve genellikle kişinin sosyal değerini düşürme potansiyeli taşımaz. Ancak 'hırsız', 'ahlaksız', 'şerefsiz' gibi ifadeler, doğrudan kişinin onuruna ve toplumdaki itibarına yönelik ağır saldırılardır ve onu değersizleştirmeyi amaçlar. Yargıtay, bu ayrımı yaparken ifadenin toplumdaki genel algılanış biçimini ve yarattığı etkiyi esas alır. (kadimhukuk.com.tr/makale/hakaret-sayilmayan-kelimeler-yargitay/)