Adli tatilde sürelerin işlemeyeceğini düzenleyen CMK m. 331/4 hükmünün, tutuklu sanıklar aleyhine yorumlanarak sürelerin işlediğinin kabul edilmesinin Anayasa'nın 10. maddesindeki 'eşitlik ilkesi' açısından sakıncaları nelerdir?
Bu yorumun Anayasa'nın 10. maddesindeki 'eşitlik ilkesi' açısından sakıncası, hukuken benzer durumda olan kişiler arasında haklı bir nedene dayanmayan bir ayrımcılık yaratmasıdır. Eşitlik ilkesi, aynı hukuki durumda bulunan kişilerin kanunlar önünde aynı işleme tabi tutulmasını gerektirir. CMK m. 331/4, sürelerin adli tatilde işlemeyeceğine dair genel bir kural koymuştur. Bu kural, tüm sanıklar (tutuklu veya tutuksuz) için geçerli olan bir usuli güvencedir. Yargıtay'ın yorumu, bu güvenceden sadece tutuksuz sanıkların yararlanmasına, tutuklu sanıkların ise mahrum kalmasına yol açmaktadır. Tutuklu olmak, bir sanığın usuli haklar açısından daha dezavantajlı bir konuma getirilmesi için haklı bir neden değildir. Aksine, özgürlüğü kısıtlı olan tutuklu sanığın, haklarını kullanma ve avukatıyla iletişim kurma konusunda daha fazla güvenceye ihtiyacı vardır. Bu nedenle, tutuklu ve tutuksuz sanıklar arasında kanun yolu süreleri açısından farklı bir rejim uygulanması, eşitlik ilkesine aykırı bir durum oluşturur. (sen.av.tr/tr/makale/adli-tatilde-tutuklu-isler-yonunden-sureler-isler-mi)