Bir şirketin, bir adi sözleşme gereği karşı tarafa teminat olarak verdiği, ancak unsurları eksik olan bir adi senedin, sözleşme feshedilmesine rağmen iade edilmeyip, kötü niyetli bir üçüncü kişi olan hamile ciro edilmesi durumunda, senet borçlusu bu hamile karşı hangi iddialarda bulunarak menfi tespit davası açabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #135445

Bu durumda senet borçlusu (davacı), hamile karşı açacağı menfi tespit davasında iki temel iddiada bulunabilir: 1. **Senedin Bedelsizliği İddiası (Kişisel Def'i):** Davacı, senedin dayanağı olan temel sözleşmenin karşılıklı olarak feshedildiğini, bu nedenle lehtara karşı olan borcunun ortadan kalktığını ve senedin 'bedelsiz' kaldığını ileri sürebilir. Bu, keşidecinin lehtara karşı ileri sürebileceği kişisel bir def'idir. 2. **Hamilin Kötü Niyeti İddiası:** Bedelsizlik kişisel bir def'i olduğu için, bunun hamile karşı ileri sürülebilmesi, hamilin senedi iktisap ederken 'bilerek borçlunun zararına hareket ettiğini', yani kötü niyetli olduğunu ispatlamasına bağlıdır (TTK m. 687). Davacı, hamilin, lehtar ile arasındaki hukuki durumu bildiğini veya bilmesi gerektiğini, senedi muvazaalı olarak devraldığını ve bu nedenle iyi niyetli olmadığını iddia etmelidir. (YHGK E: 2021/445, K: 2022/1773 sayılı karardaki olaya benzer şekilde). Davacı, bu iki iddiayı birlikte ileri sürerek, önce lehtara karşı bedelsizliği, ardından da hamilin kötü niyetini ispatlayarak borçlu olmadığının tespitini isteyebilir. (zulkufarslan.av.tr/bedelsizlige-dayali-menfi-tespit-davasi/)