Bir trafik kazası sonrası hastaneye getirilen yaralının, yapılan tetkik ve değerlendirmelerden sonra taburcu edildiği, ancak ertesi gün göğüs ve batın travmasına bağlı komplikasyonlar sonucu öldüğü bir olayda, görevli doktorların eylemi 'taksirle ölüme neden olma' suçu mu, yoksa TCK m. 257/2 kapsamındaki 'görevi ihmal' suçu mu sayılmalıdır? YCGK E: 2014/12-103 K: 2014/552 sayılı kararındaki nedensellik bağı analizini açıklayınız.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E: 2014/12-103 sayılı kararına göre, bu tür olaylarda suç vasfının belirlenmesindeki kilit nokta, doktorların ihmali davranışı ile ölüm neticesi arasındaki 'nedensellik (illiyet) bağı'nın varlığıdır. Eğer doktorların yaptıkları veya yapmaları gerekip de yapmadıkları (ihmal ettikleri) tıbbi müdahaleler, doğrudan ölüm neticesini doğurmuşsa veya ölümün engellenmesini önlemişse, yani eylemleri ile sonuç arasında doğrudan bir nedensellik bağı kurulabiliyorsa, eylem 'taksirle ölüme neden olma' (TCK m. 85) suçunu oluşturur. Ancak, doktorların ihmali bir davranışı olmakla birlikte, bu ihmalin ölüm neticesini meydana getirdiği kesin olarak saptanamıyorsa veya ölümün başka bir kaçınılmaz nedenden (örneğin travmanın kendisinin yarattığı ve her türlü müdahaleye rağmen önlenemeyecek bir komplikasyon gibi) kaynaklandığı anlaşılıyorsa, nedensellik bağı kopmuş sayılır. Bu durumda doktorların eylemi, sadece görevin gereklerini yerine getirmemek olarak kalır ve 'görevi ihmal' (TCK m. 257/2) suçunu oluşturur. YCGK, ilgili kararında Adli Tıp ve Yüksek Sağlık Kurulu raporlarına dayanarak nedensellik bağının kesin olarak kurulamadığı sonucuna varmış ve eylemin görevi ihmal suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir. (kadimhukuk.com.tr/makale/taksirle-oldurme-sucu-cezasi-tck-85-madde/)