Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasında, takip konusu bononun lehtarı ile davacının temel ilişkiden kaynaklanan bir uyuşmazlığı vardır. Bono, lehtar tarafından iyi niyetli olmayan bir hamile ciro edilmiştir. Davacı, hamile karşı açtığı menfi tespit davasında, lehtara karşı senedin bedelsiz kaldığını ispat etmeden doğrudan hamilin kötü niyetini ispatlayarak davayı kazanabilir mi? YHGK E: 2021/445, K: 2022/1773 sayılı kararındaki ispat sırasını ve bekletici mesele kurumunun önemini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #135317

Hayır, doğrudan hamilin kötü niyetini ispatlayarak davayı kazanamaz. Bedelsizlik, TTK m. 687 uyarınca kişisel bir def'idir ve kural olarak senedi devralan hamile karşı ileri sürülemez. Bu def'inin hamile karşı ileri sürülebilmesi için iki koşulun kümülatif olarak gerçekleşmesi gerekir: 1) Senedin temel ilişkideki taraflar (keşideci-lehtar) arasında bedelsiz olduğunun ispat edilmesi, 2) Hamilin, senedi iktisap ederken 'bilerek borçlunun zararına hareket ettiğinin' (kötü niyetli olduğunun) ispat edilmesi. YHGK'nın E: 2021/445, K: 2022/1773 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, ispatta bir sıra vardır. Davacı (borçlu) öncelikle lehtara karşı senedin bedelsizliğini ispatlamalıdır. Bu nedenle, davacının lehtara karşı açtığı diğer menfi tespit davasının sonucunun bu dava için 'bekletici mesele' yapılması gerekir. O davada senedin bedelsizliği kesin olarak tespit edilirse, ancak o zaman eldeki davada hamilin kötü niyetli olup olmadığı tanık dahil her türlü delille ispatlanabilir. Lehtara karşı bedelsizlik ispatlanmadan, hamilin kötü niyetini tartışmanın hukuki bir anlamı yoktur. (zulkufarslan.av.tr/bedelsizlige-dayali-menfi-tespit-davasi/)