CMK m. 140 uyarınca 'teknik araçlarla izleme' tedbirinin uygulanabilmesi için aranan 'başka suretle delil elde edilememesi' koşulu, CMK m. 135'teki 'iletişimin denetlenmesi' tedbirinden nasıl farklılaşır? Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin E:2015/29744, K:2015/4468 sayılı kararında belirtilen koruma tedbirleri arasındaki öncelik-sonralık ilişkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #135306

CMK m. 140'taki 'başka suretle delil elde edilememesi hâli', CMK m. 135'teki 'başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması' koşulundan daha esnek bir ifadedir ve bir öncelik-sonralık ilişkisine işaret eder. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin E:2015/29744, K:2015/4468 sayılı kararında bu ilişki şöyle yorumlanmıştır: CMK m. 135 (iletişimin denetlenmesi) en temel ve öncelikli özel koruma tedbiridir. Bu tedbirin uygulanabilmesi için delil elde etme konusunda başka bir 'imkan' bulunmamalıdır. Yani, diğer soruşturma yöntemleri (tanık dinleme, fiziki takip, arama vb.) sonuç vermiyorsa veya sonuç vermeyeceği açıksa bu yola başvurulur. Bu, 'ikincillik' (subsidiarite) ilkesinin en katı halidir. CMK m. 140 (teknik araçlarla izleme) ve CMK m. 139 (gizli soruşturmacı) ise, iletişimin denetlenmesine göre daha sonra başvurulacak tedbirlerdir. Maddelerdeki 'başka suretle delil elde edilememesi halinde' ifadesi, diğer yöntemler (iletişimin denetlenmesi dahil) denendikten sonra delil elde edilemediğinde bu tedbirlerin uygulanabileceğini gösterir. Yani, soruşturma makamları önce m. 135'i denemeli, buradan yeterli delil elde edilemezse m. 140'a başvurmalıdır. Kararda, bu üç tedbire aynı anda ve birlikte karar verilemeyeceği, aralarında bir sıralama olduğu vurgulanmıştır. (kadimhukuk.com.tr/makale/ceza-muhakemesi-kanunu-140-madde-cmk/)