Bir bono keşidecisi, lehtar ile arasındaki temel sözleşmenin feshedildiğini ve bu nedenle bononun bedelsiz kaldığını iddia etmektedir. Bu iddiaya dayalı menfi tespit davasında ispat yükü kime aittir? Bu durumun, borcun hiç doğmadığı iddiasından farkı nedir?
Bu durumda ispat yükü, davacı olan keşideciye (borçluya) aittir. Menfi tespit davalarında ispat yükünün dağılımı, davacının iddiasının niteliğine göre değişir: * **Borcun Hiç Doğmadığı İddiası:** Eğer davacı, davalının iddia ettiği hukuki ilişkinin (borcun) hiç var olmadığını, temel bir ilişkinin bulunmadığını iddia ediyorsa, yani borcun varlığını 'inkâr' ediyorsa, ispat yükü TMK m. 6 uyarınca hukuki ilişkinin varlığını iddia eden davalı alacaklıya düşer. * **Borcun Doğduğu Ancak Sona Erdiği/Geçersiz Olduğu İddiası:** Eğer davacı, örnekteki gibi, borcun dayandığı temel bir sözleşmenin varlığını kabul ediyor ancak bu sözleşmenin feshedilmesi, borcun ödenmesi, ibra edilmesi veya takas gibi bir nedenle artık borçlu olmadığını ileri sürüyorsa, bu 'olumlu vakıaları' iddia eden taraf kendisi olduğu için ispat yükü de davacıya (borçluya) düşer. Bononun bedelsiz kaldığı iddiası da bu ikinci kategoriye girer ve davacı, temel ilişkinin geçersiz hale geldiğini veya sona erdiğini yazılı delil gibi hukuka uygun delillerle ispat etmek zorundadır. (zulkufarslan.av.tr/bedelsizlige-dayali-menfi-tespit-davasi/)