Taksirle öldürme suçundan yargılanan bir sanık hakkında, asli kusurlu olduğu kabul edilerek mahkumiyet kararı verilmiştir. Ancak mahkeme gerekçesinde, olayın oluşuna ve sanığın kusuruna ilişkin hiçbir somut tespit ve kabul yapmadan, sadece 'bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre sanığın asli kusurlu olduğu görülmüştür' şeklinde bir ifade kullanmıştır. Bu gerekçe hukuka uygun mudur?
Hayır, hukuka uygun değildir. Bu tür bir gerekçe, 'gerekçesizlik' anlamına gelir ve Anayasa m. 141 ile CMK m. 34 ve 230'a aykırıdır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2018/95 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, gerekçe, hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun bir şekilde açıklanmasıdır. Mahkemenin, bilirkişi raporuna atıf yapmakla yetinmeyip, o rapordaki hangi tespitleri neden kabul ettiğini, olayın nasıl meydana geldiğini, sanığın hangi davranışı nedeniyle kusurlu olduğunu kendi değerlendirmesiyle ve somut olgularla ortaya koyması gerekir. Aksi halde, keyfiliği önlemek ve sağlıklı bir denetim sağlamak amacını taşıyan gerekçeli karar hakkı ihlal edilmiş olur ve bu, mutlak bir bozma nedenidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-278-sucu-bildirmeme-sucu.html)