Boşanma davasında, davalının eşine sürekli fiziksel şiddet uyguladığı, davacının ise sadakatsiz davrandığı bir durumda, Yargıtay'ın bu iki kusurlu davranışı 'eşit' kabul etmesinin, 'sadakatsizliğin daha ağır bir kusur olduğu' yönündeki genel kanı ile çeliştiği söylenebilir mi? Yargıtay'ın bu dengeyi nasıl kurduğunu açıklayınız.
Bu durum, ilk bakışta genel kanı ile çelişiyor gibi görünse de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/130 E. sayılı kararındaki yaklaşımı, her bir boşanma davasının kendi özgü koşullarında değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Kurul, sadakatsizliğin evlilik birliğini temelden sarsan ağır bir kusur olduğunu kabul etmekle birlikte, diğer eşin uyguladığı fiziksel şiddetin 'süreklilik' arz etmesini ve uzun bir zamana yayılmasını da aynı derecede ağır bir kusur olarak değerlendirmiştir. Yani Yargıtay, kusurlu davranışları soyut bir hiyerarşiye tabi tutmak yerine, somut olayın özelliklerine, davranışların niteliğine, yoğunluğuna ve süresine bakarak bir denge kurmaktadır. Sürekli ve sistematik şiddet, tek bir sadakatsizlik eylemiyle eşit ağırlıkta bir kusur olarak kabul edilebilmektedir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/bosanmada-esit-kusur/)