Anayasa m. 37'de düzenlenen 'kanuni hakim güvencesi' ile doktrinde yer alan 'tabii (doğal) hakim güvencesi' ilkeleri arasındaki temel fark nedir? Bu iki ilkenin bireyin yargısal güvenceleri açısından yarattığı sonuçları karşılaştırınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #133979

Tabii (doğal) hakim güvencesi, bir kimsenin, suçu işlediği veya uyuşmazlığın doğduğu anda yürürlükte olan kanuna göre görevli ve yetkili mahkeme tarafından yargılanmasını ifade eder. Bu ilke, suç işlendikten sonra kanunla yeni mahkemeler kurularak veya mevcut mahkemelerin görev alanı değiştirilerek kişilerin 'özel' veya 'olağanüstü' mahkemeler önüne çıkarılmasını engeller. Kanuni hakim güvencesi (Anayasa m. 37) ise, 'Hiç kimse kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz' der. Bu ilke, tabii hakim güvencesine göre daha zayıf bir koruma sağlar, çünkü suç işlendikten sonra çıkarılacak bir kanunla mahkemelerin görev ve yetkisi değiştirilebilir ve kişi yeni kurulan bu 'kanuni' mahkemede yargılanabilir. Temel fark; tabii hakimin suç anındaki kanuna göre, kanuni hakimin ise yargılama anındaki kanuna göre belirlenmesidir. Tabii hakim ilkesi, yasama organının keyfi müdahalelerine karşı daha güçlü bir güvence sunar. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/Hukukun-Evrensel-ilke-ve-Esaslari)