'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesi, ceza muhakemesinin soruşturma ve kovuşturma evrelerinde nasıl farklı tezahür eder? Soruşturmanın başında 'şüphe' kimin aleyhine, kovuşturmanın sonunda ise kimin lehinedir? Bu kavramsal değişimi açıklayınız.
Ceza muhakemesinde 'şüphe', farklı evrelerde farklı anlamlar taşır. Soruşturma evresinin başında, bir suçun işlendiğine dair 'basit şüphe'nin varlığı, şüpheli aleyhine bir durumdur ve soruşturma başlatılmasına, koruma tedbirleri uygulanmasına (makul/kuvvetli şüphe ile) ve iddianame düzenlenmesine (yeterli şüphe ile) neden olur. Bu evrede şüphe, devletin kişi hakkında işlem yapmasının meşru zeminidir. Ancak kovuşturma evresinde ve özellikle hüküm aşamasında durum tersine döner; 'şüphe sanık lehinedir' (in dubio pro reo). İddia makamı, sanığın suçu işlediğini, şüpheyi tümüyle ortadan kaldıracak şekilde (%100) hukuka uygun delillerle ispatlamak zorundadır. Eğer yargılama sonunda, sanığın suçu işlediği konusunda makul bir şüphe dahi kalmışsa, bu şüphe sanık lehine yorumlanır ve CMK m. 223/2-e uyarınca beraat kararı verilmelidir. Dolayısıyla şüphe, soruşturmayı başlatan bir aleyhe durumdan, kovuşturmayı beraatle sonuçlandırabilen bir lehe duruma dönüşür. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/suphe)