5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 35/2. maddesi, 'Aile kütüklerindeki din bilgisine ilişkin talepler, kişinin yazılı beyanına uygun olarak tescil edilir, değiştirilir, boş bırakılır veya silinir.' hükmünü amirdir. İHAM'a göre bu düzenleme, kişiyi dini inancını ifşa etmeye zorlama sorununu çözmüş müdür? 'Yazılı beyan' zorunluluğunun yarattığı sorunu açıklayınız.
Hayır, çözmemiştir. İHAM, Sinan Işık/Türkiye kararında, bu yasal değişikliğin sorunu çözmediğini, aksine devam ettirdiğini belirtmiştir. Çünkü din hanesinin boş bırakılmasını veya silinmesini isteyen bir kişinin, bu yönde 'yazılı beyanda' bulunmak zorunda olması, başlı başına o kişinin dine karşı tutumunun bir ifşası anlamına gelmektedir. Folgero/Norveç kararında da belirtildiği gibi, din hanesinin kaldırılması talebi, bireyin dine karşı olumsuz bir tutum içinde olduğunu açığa vurabilir. Dolayısıyla, kişi inancını açıklamamak için dahi olsa, bir beyanda bulunmaya zorlanmakta ve bu şekilde din ve vicdan özgürlüğünün negatif boyutu (açıklamama hakkı) ihlal edilmektedir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/nufus-cuzdaninda-din-hanesinin-bulunma-zorunlulugu)