'Masumiyet (suçsuzluk) karinesi' ilkesi, sadece mahkemeleri mi bağlar, yoksa başka aktörlerin de bu ilkeye uyma yükümlülüğü var mıdır? Bu ilkenin ceza muhakemesindeki sonuçlarını ve korunma kapsamını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #133826

Masumiyet karinesi (Anayasa m. 38/4, İHAS m. 6/2), öncelikle yargı makamlarını bağlayan bir ilkedir ve 'suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz' anlamına gelir. Bu ilkenin ceza muhakemesindeki en temel sonucu 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) kuralıdır. İspat yükü iddia makamındadır ve şüphe sanık lehine yorumlanır. Ancak bu ilke sadece mahkemeleri bağlamaz. Kamu gücünü kullanan diğer organlar (idare, kolluk) ve hatta basın ve yayın organları ile kamuoyu da bu karineye saygı göstermekle yükümlüdür. Kişinin kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan 'suçlu' olarak ilan edilmesi, lekelenmeme hakkını ve masumiyet karinesini ihlal eder. TCK m. 285/5 de bu kapsamda bir koruma sağlar. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/Hukukun-Evrensel-ilke-ve-Esaslari, barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/sorusturma-isleminin-gizliligini-ihlal-sucu-cezasi-nedir-tck.html)