Bir sanık, maktulü tek bir bıçak darbesiyle yaralamış, ancak sonrasında eylemine devam etmemiş ve yaralıyı kurtarmak için aktif çaba göstermiştir. Maktul, hastanede bu yaraya bağlı komplikasyonlar sonucu ölmüştür. Sanığın kastının 'öldürme' mi yoksa 'yaralama' mı olduğu yönündeki bir uyuşmazlıkta, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (2009/1-209 E., 2010/29 K. sayılı karar) dikkate aldığı en önemli kriterler nelerdir?
YCGK'nin anılan kararında, kastın belirlenmesi için şu objektif ve sübjektif kriterlerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır: 1) Olay öncesi öldürmeyi gerektirecek bir husumetin bulunmaması, 2) Yara sayısı (tek darbe) ve yeri (doğrudan öldürücü bölgeye kasıtlı bir saldırı olmaması), 3) Failin, eylemine devam etmesine bir engel olmamasına rağmen kendiliğinden son vermesi, 4) Olay sonrası davranışları (maktulü kurtarmak için aktif çaba harcaması, yardım istemesi). Bu kriterler ışığında, failin asıl amacının öldürmek değil yaralamak olduğu, ölüm neticesinin ise kastını aştığı sonucuna varılmış ve eylemin TCK m.87/4 (kasten yaralama sonucu ölüm) kapsamında kaldığına karar verilmiştir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-224-karar-ve-hukumlerde-gerekli-oy-sayisi.html'deki karar metni)