CMK m.299/1'de yapılan değişiklikle Yargıtay'a duruşmalı inceleme yapma konusunda tanınan takdir yetkisi, uygulamada neredeyse hiç kullanılmayarak fiili bir yasaklamaya dönüşmüştür. Bu durumun hukuki eleştirisi yapılırken, 'hukuk devleti' ilkesi ve Anayasa m.138/1 nasıl bir argüman olarak kullanılabilir?
'Hukuk devleti' ilkesi, idarenin ve yargının eylem ve işlemlerinin kanuna uygun, öngörülebilir ve keyfilikten uzak olmasını gerektirir. Anayasa m.138/1 ise 'Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler' demektedir. CMK m.299/1, duruşmalı incelemeyi yasaklamamış, 'uygun görmesi halinde' yapılabileceğini belirterek bir takdir yetkisi tanımıştır. Yargıtay da bir mahkeme olarak bu kanun hükmüyle bağlıdır. Bu takdir yetkisini, dosyanın içeriğine veya talebin niteliğine bakmaksızın, genel ve soyut bir politikayla hiç kullanmamak, kanunun tanıdığı yetkiyi kanunun ruhuna ve amacına aykırı şekilde kullanmak anlamına gelir. Bu durum, Anayasa m.138/1'deki 'kanuna uygun olarak' hüküm verme zorunluluğu ve 'hukuk devleti' ilkesinin gerektirdiği keyfilikten uzak olma prensibiyle çelişir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/temyizde-durusmasiz-inceleme-sorunu)