CMK m.299/1, 696 sayılı KHK ile yapılan değişiklikle, 10 yıl veya daha fazla hapis cezalarına ilişkin temyiz incelemelerinde duruşma yapılmasını Yargıtay'ın takdirine ('uygun görmesi halinde') bırakmıştır. Yargıtay ceza dairelerinin, bu tür dosyalarda duruşma taleplerini sistematik olarak reddederek fiili bir duruşmasız inceleme usulü benimsediği eleştirilmektedir. Bu uygulama, Anayasa'da güvence altına alınan 'adil yargılanma hakkı' ve özellikle 'sözlülük' ilkesi bağlamında nasıl değerlendirilebilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #133303

Kanunun hakime tanıdığı takdir yetkisi, keyfi olarak veya hiç kullanılmamak üzere tanınmamıştır. Sistematik olarak tüm duruşma taleplerinin reddedilmesi, kanun hükmünün fiilen ilga edilmesi anlamına gelebilir ve 'yetkinin kötüye kullanılması' olarak yorumlanabilir. Temyiz incelemesi bir hukukilik denetimi olsa da, kovuşturma aşamasına dahildir ve özellikle ağır cezalar söz konusu olduğunda sanık veya müdafiinin sözlü olarak beyanda bulunma imkanı, adil yargılanma hakkının (İHAS m.6) bir unsurudur. Kanun koyucunun amacı duruşmalı incelemeyi tamamen ortadan kaldırmak değil, gereklilik durumuna göre takdir hakkı tanımaktır. Bu takdir hakkının hiç kullanılmaması, Anayasa m.138/1'de belirtilen 'hakimlerin kanuna uymak zorunda olması' ilkesi ve 'hukuk devleti' ilkesiyle çelişebilir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/temyizde-durusmasiz-inceleme-sorunu)