İşe iade davasını kazanan işçi, işe başlatılma başvurusunda bulunmuş ve işveren de e-posta yoluyla işçiyi 10 gün içinde işe başlamaya davet etmiştir. İşçi, bu e-postayı aldığını kabul etmekle birlikte, belirtilen sürede işe gitmediğini, çünkü işverenin davetinde samimi olmadığını düşündüğünü iddia etmektedir. Bu durumda ispat yükü kime aittir? İşverenin e-posta ile yaptığı davet, usulen geçerli bir işe davet midir?
Bu durumda ispat yükü işçiye aittir. İşveren, işe iade kararından sonra işçiyi işe davet etmekle yükümlüdür. İş Kanunu'nda bu davetin şekline ilişkin özel bir düzenleme yoktur. Önemli olan, davetin işçiye ulaştığının ve içeriğinin işe başlama iradesini yansıttığının ispatlanabilmesidir. E-posta, günümüz koşullarında geçerli bir iletişim aracıdır ve işverenin bu yolla yaptığı davet, işçiye ulaştığı takdirde usulen geçerli bir davettir. İşveren, e-postayı gönderdiğini ve işçinin bunu aldığını (örneğin işçinin kabulüyle) ispatladığı anda, işe davet yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılır. Bu noktadan sonra, işe başlamama eyleminin haklı bir nedene dayandığını veya işverenin davetinin samimi olmadığını (örneğin işe başlatmama tazminatı ödememek için yapılmış göstermelik bir çağrı olduğunu) ispat yükü işçiye geçer. İşçi, işverenin samimiyetsizliğine dair somut deliller (örneğin işyerine gittiğinde içeri alınmaması, görevinin başkasına verilmiş olması, kendisi için bir çalışma ortamı hazırlanmamış olması gibi) sunamazsa, işe başlamadığı için fesih geçerli hale gelir ve işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretini talep edemez. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/ise-baslatmama-tazminati/, Yargıtay 7. HD, 2014/3181 E., 2014/11189 K. sayılı bozma kararı)