Mirasbırakan, kanser hastası olduğu son yıllarında kendisine bakan kızına, diğer taşınmazları da olmasına rağmen, en değerli konutunu ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle devretmiştir. Diğer oğlu, bu işlemin mal kaçırma amaçlı olduğunu iddia etmektedir. Yargıtay HGK'nın 2021/1189 sayılı kararında, bu tür bir temlikin muvazaalı olmadığına karar verilirken hangi unsurlar ön plana çıkarılmıştır? Bakım alacaklısının bakım ihtiyacının sözleşme tarihinde mevcut olması şart mıdır?
Yargıtay HGK, bu kararında temlikin muvazaalı olmadığı sonucuna varırken şu unsurları ön plana çıkarmıştır: 1) Fiili Bakım Olgusu: Davalı kızın, babasının uzun süren kanser tedavisi boyunca hem hastanede hem evde onunla fiilen ilgilendiği, bakımını üstlendiği ve sözleşmeden sonra da bu bakıma devam ettiği somut olarak tespit edilmiştir. Bu durum, sözleşmenin bir karşılığının (ivazının) olduğunu göstermektedir. 2) Murisin Malvarlığı ve Oran: Murisin dava konusu taşınmaz dışında başka değerli malvarlıklarının da (4 ayrı bağımsız bölüm, araziler) bulunması, mal kaçırma amacı olsaydı onları da devredebilecekken bunu yapmaması, amacının tüm malvarlığını kaçırmak olmadığını gösteren bir karine olarak kabul edilmiştir. Temlik edilen mal, tüm mameleke oranla makul bir sınırda kalmıştır. 3) Minnet ve Güvence Amacı: Murisin, kızının o ana kadar sağladığı bakım nedeniyle duyduğu minnet ve gelecekte de bakımının güvence altına alınması amacıyla bu sözleşmeyi yaptığı kabul edilmiştir. Bu, haklı ve makul bir nedendir. Kararda ayrıca vurgulandığı üzere, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin geçerliliği için, bakım alacaklısının 'sözleşmenin yapıldığı tarihte' özel bir bakım ihtiyacı içinde bulunması zorunlu değildir. Bu ihtiyacın sözleşmeden sonra doğması veya bakım süresinin çok kısa sürmesi sözleşmenin geçerliliğini etkilemez. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/medeni-hukuk/olunceye-kadar-bakma-sozlesmesi-nedir.html, HGK-K.2021/1189)