Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun eski ve yeni kararları ışığında, CMK m.119/4'teki arama tanığı bulundurma zorunluluğunun ihlalinin hukuki sonuçlarındaki değişimin temel nedeni nedir? Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru kararlarının, Yargıtay içtihatları üzerindeki bu etkisini 'normlar hiyerarşisi' ve 'bağlayıcılık' açısından yorumlayınız.
YCGK'nın içtihat değişikliğinin temel nedeni, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) bireysel başvuru yoluyla verdiği ve bu ihlali 'adil yargılanma hakkı ihlali' olarak niteleyen kararlarıdır. Bu durumun normlar hiyerarşisi ve bağlayıcılık açısından yorumu şöyledir: Anayasa'nın 153. maddesi, 'Anayasa Mahkemesi kararları... yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar' hükmünü amirdir. AYM'nin bireysel başvuru kararları da bu bağlayıcılığa dahildir. AYM, CMK m.119/4'ün ihlalini, sadece basit bir usul hatası olarak değil, Anayasa m.36'da güvence altına alınan temel bir hak olan 'adil yargılanma hakkı'nın özünü zedeleyen bir ihlal olarak yorumlamıştır. Bu yorum, bir temel hakkın kapsamını belirlediği için, alt derece mahkemeleri ve Yargıtay için bağlayıcı bir nitelik taşır. Yargıtay, normlar hiyerarşisinin en tepesinde yer alan Anayasa'nın ve onun yorumcusu olan AYM'nin kararlarına uymakla yükümlüdür. Bu nedenle, Yargıtay, AYM'nin bu yeni yorumu karşısında, eski içtihadını (ihlalin nisbi hukuka aykırılık olduğu yönündeki) terk etmek ve AYM kararlarıyla uyumlu yeni bir içtihat (ihlalin mutlak hukuka aykırılık olduğu ve delilin kullanılamayacağı yönündeki) geliştirmek zorunda kalmıştır. Bu, Anayasa yargısının, adli yargı içtihatları üzerindeki yönlendirici ve birleştirici etkisinin somut bir örneğidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/aramada-iki-islem-taniginin-hazir-olmamasi.html)