HMK m. 81 uyarınca vekilin azlinin mahkeme ve karşı taraf nezdinde hüküm doğurabilmesi için yazılı bildirim gerekir. Bir davada davalı, vekilini noterden azletmiş ancak bu azilnameyi mahkeme dosyasına sunmamıştır. Davalının eski vekiline yapılan tebligat üzerine dava, davalının yokluğunda sonuçlanmış ve kesinleşmiştir. Davalı, azil nedeniyle tebligatın usulsüz olduğunu ileri sürerek yargılamanın iadesini talep edebilir mi?
Hayır, bu durumda davalı tebligatın usulsüzlüğünü ileri süremez ve yargılamanın iadesini talep edemez. HMK m. 81, azlin hukuki sonuç doğurmasını çift taraflı bir şarta bağlamıştır: Azil iradesinin varlığı ve bu iradenin mahkemeye ve karşı tarafa bildirilmesi. Sadece noterden azilname düzenlemek, vekalet ilişkisini müvekkil ile vekil arasında sona erdirir, ancak bu durum mahkeme ve karşı taraf açısından bir sonuç doğurmaz. Mahkeme ve karşı taraf, dosyada vekili olarak görünen avukatı muhatap almaya devam eder. Mahkemenin, dosyaya sunulmamış bir azilden haberdar olması beklenemez. Bu nedenle, dosyada kaydı bulunan vekile yapılan tebligat usulüne uygundur ve süreleri başlatır. Davalının azilnameyi mahkemeye sunmaması, kendi ihmalinden kaynaklanan bir durumdur ve bunun olumsuz sonuçlarına kendisi katlanmak zorundadır. Tebligat usulüne uygun olduğu için, tebligat usulsüzlüğüne dayalı bir yargılamanın iadesi (HMK m.375/1-b) veya eski hale getirme talebi de dinlenmez. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-81-vekilin-azli-ve-istifasinin-sekli.html)