HMK m. 145, tarafların kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremeyeceğini kurala bağlarken, 'yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa' mahkemenin sonradan delil gösterilmesine izin verebileceğini belirtmektedir. Bu istisnanın, Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1588 E. sayılı kararındaki katı tutumla birlikte yorumlanması nasıl olmalıdır? 'Tarafın kusurundan kaynaklanmama' hali neleri kapsar?
HMK m.145'teki istisna, HGK'nın kararında belirtilen ana kuralı (delillerin dilekçeler aşamasında bildirilmesi zorunluluğu) ortadan kaldırmaz, sadece çok dar ve istisnai durumlar için bir esneklik tanır. Bu iki hüküm birlikte şöyle yorumlanmalıdır: Kural, delillerin süresinde bildirilmesidir. HGK kararı, bu kurala uymayan bir tarafın keyfi olarak ön incelemede veya tahkikatta yeni delil bildiremeyeceğini teyit eder. HMK m.145 ise, tamamen tarafın iradesi ve kontrolü dışındaki durumlar için bir 'güvenlik supabı' işlevi görür. 'Tarafın kusurundan kaynaklanmama' hali, tarafın veya vekilinin unutkanlığı, ihmali, hukuki bilgisizliği gibi sübjektif durumları kapsamaz. Bu hal, objektif ve elde olmayan nedenleri ifade eder. Örneğin: - Delilin varlığının davanın ilerleyen aşamalarında, başka bir delilin incelenmesi sonucu ortaya çıkması (örn. bir tanığın ifadesinde yeni bir belgeden bahsetmesi). - Delilin bir kamu kurumunda olup, talep edilmesine rağmen mahkemeye geç gönderilmesi. - Taraftan kaynaklanmayan bir mücbir sebep (doğal afet, ağır hastalık vb.) nedeniyle delilin süresinde sunulamaması. Dolayısıyla, HMK m.145, süresinde delil bildirme yükümlülüğünü özenle yerine getiren ancak elinde olmayan nedenlerle bir delili sonradan sunmak zorunda kalan iyi niyetli tarafı korumayı amaçlar, ihmalkar tarafı değil. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/bosanma-davasinda-cevap-suresi/)