Bir Cumhuriyet savcısı, basit şüphe üzerine başlattığı bir soruşturmada, şüphelinin lehine olan ve aslında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesini gerektirecek nitelikte deliller toplamasına rağmen, 'mahkeme değerlendirsin' düşüncesiyle iddianame düzenleyerek kamu davası açmıştır. Bu durum, savcının hangi yasal yükümlülüklerinin ihlalidir ve bu iddianamenin akıbeti ne olmalıdır?
Bu durum, savcının birden fazla yasal yükümlülüğünün ihlalidir: 1) CMK m.160/2 İhlali: Bu madde, savcıya 'maddi gerçeğin araştırılması... için şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplama' ve 'şüphelinin haklarını koruma' yükümlülüğü getirir. Lehe delilleri görmezden gelerek dava açmak, bu objektiflik ve koruma yükümlülüğünün açık ihlalidir. 2) CMK m.170/2 İhlali: Bu madde, kamu davası açmak için 'yeterli şüphe'nin varlığını şart koşar. Lehe deliller, aleyhteki şüpheyi zayıflatır ve 'yeterli şüphe'ye ulaşılmasını engeller. Savcının bu delillere rağmen dava açması, yeterli şüphe olmadan iddianame düzenlemesi anlamına gelir. 3) Lekelenmeme Hakkının İhlali: Kişilerin, hakkında yeterli şüphe bulunmadan bir ceza davasının sanığı haline getirilmesi, Anayasa ile korunan 'lekelenmeme hakkı'nı ihlal eder. Bu iddianamenin akıbeti, CMK m.174 uyarınca mahkeme tarafından 'iade' edilmek olmalıdır. Mahkeme, dosyayı incelediğinde, toplanan lehe deliller karşısında kamu davası açılması için 'yeterli şüphe' bulunmadığı veya 'suçun işlendiğine ilişkin mevcut delillerin kamu davasının açılması için yetersiz olduğu' gerekçesiyle iddianameyi savcılığa iade edebilir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/cmk-m-160-kapsaminda-cumhuriyet-savcisinin-gorevi)