Bir işçi, işe iade davasını kazandıktan sonra işe başlamak için işverene başvurmuş, ancak başvuru tarihinde başka bir işyerinde çalışmaktadır. Yargıtay HGK'nın 2015/1828 E. sayılı kararı, bu durumu işçinin başvurusunun 'samimiyetsiz' olduğu şeklinde yorumlamamıştır. Bu kararın temelinde yatan 'işçi lehine yorum' ilkesi, işçinin ispat yükünü nasıl hafifletmektedir? İşverenin, işçinin samimiyetsiz olduğunu iddia etmesi durumunda ispat yükü kime aittir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #132448

HGK kararının temelinde, işe iade sürecinin uzunluğu ve işçinin geçimini sağlama zorunluluğu yatmaktadır. 'İşçi lehine yorum' ilkesi, bu tür durumlarda ispat kurallarının katı bir şekilde işçi aleyhine uygulanmasını engeller. İlke, ispat yükünü şu şekilde etkiler: 1) İspat Yükünün Yönü: Kural olarak işe başvurusunun samimi olduğunu ispat yükü işçiye aittir. Ancak işçinin, noter ihtarı veya şahitli tutanak gibi makul delillerle başvurusunu ispatlaması yeterli kabul edilir. İşçiden, hasmı konumundaki işverenin diğer çalışanlarından tanık getirmesi gibi aşırı zorlayıcı ispat külfetleri beklenmez. 2) Karşı İspat Yükü: İşçi, başvurusunu makul delillerle ortaya koyduktan sonra, bu başvurunun samimiyetsiz olduğunu (örneğin işçinin aslında işe başlamak istemediğini, sadece tazminat almak için formaliteyi yerine getirdiğini) ispat yükü işverene geçer. İşverenin, sadece işçinin başka bir yerde çalışıyor olduğunu ileri sürmesi bu ispat için yeterli değildir. İşverenin, örneğin işçiye somut olarak iş teklif ettiğini, ancak işçinin kabul etmediğini veya daha yüksek bir maaşla çalıştığı yerden ayrılmak istemediğini açıkça belirttiğini ispatlaması gerekir. HGK kararı, başka bir yerde çalışmanın tek başına samimiyetsizlik karinesi oluşturmayacağını, uzun yargılama süresinde bunun doğal bir sonuç olduğunu ve 'işçi lehine yorum' ilkesi gereği, aksi işveren tarafından güçlü delillerle kanıtlanmadıkça işçinin başvurusunun samimi kabul edilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/ise-baslatmama-tazminati/)