HMK m.313 vd. maddelerinde düzenlenen mahkeme içi sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her aşamada yapılabilir. Mahkemenin karar vermesinden sonra, ancak karar kesinleşmeden (temyiz aşamasında) tarafların aralarında sulh olmaları durumunda, bu sulhün hukuki sonucu ne olur? Temyiz incelemesini yapan Yargıtay, bu durumda nasıl bir karar vermelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #132439

Tarafların, mahkeme kararı verildikten sonra ancak karar kesinleşmeden önce sulh olmaları, geçerli bir mahkeme içi sulh teşkil eder. Çünkü HMK m.314, sulhun 'hüküm kesinleşinceye kadar' yapılabileceğini açıkça belirtir. Bu durumda, temyiz incelemesini yapan Yargıtay, davanın esasına girerek temyiz itirazlarını incelemez. Yargıtay, mahkemenin davadan el çekmiş olması ve ortada duran bir karar varken sulhe göre yeni bir karar veremeyeceği gerçeğinden hareketle, yerel mahkemenin sulh doğrultusunda işlem yapabilmesini sağlamak amacıyla, yerel mahkeme kararını 'tarafların temyiz aşamasında sulh olmaları nedeniyle' bozar. Dosya, bozma üzerine yerel mahkemeye geri gönderilir. Yerel mahkeme, HMK m.315 uyarınca tarafların iradesini (sulhe göre mi karar istiyorlar, yoksa sadece karar verilmesine yer olmadığına mı karar verilsin istiyorlar) tespit ederek, bu doğrultuda yeni bir karar verir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/5531 K. sayılı kararında bu usul açıkça belirtilmiştir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-315-sulhun-etkisi.html, Yargıtay 23. HD, 2016/8032 E., 2016/5531 K.)