Mirasbırakan, tek taşınmazını ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle davalı oğluna devretmiştir. Davacı diğer çocuklar, babalarının bakım ihtiyacı olmadığını ve devrin mal kaçırma amaçlı olduğunu iddia etmiştir. Davalı ise babasının yaşlı ve hasta olduğunu, kendisinin sürekli baktığını savunmuştur. Yargıtay HGK'nın 2015/2834 sayılı kararında, tek taşınmazın devredilmesi durumunda muvazaa iddiası nasıl değerlendirilmiştir? Evladın anne-babasına bakmasının 'ahlaki bir görev' olması, bakım karşılığı temliki geçersiz kılar mı?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #132435

Yargıtay HGK, bu kararında, murisin tek taşınmazını devretmesinin tek başına muvazaa iddiasını kanıtlamayacağını belirtmiştir. Murisin, bakımını temin etmek amacıyla devredebileceği başka bir taşınmazı yoksa, elindeki tek taşınmazı bu amaçla devretmesi hayatın olağan akışına uygundur. Bu durumun, 'tek taşınmazı olan kişilerin ölünceye kadar bakım akdi yapamayacakları' gibi sözleşme özgürlüğünü kısıtlayan bir sonuca yol açmaması gerektiği vurgulanmıştır. Evladın anne-babasına bakmasının ahlaki bir görev olması, bakım karşılığı temliki geçersiz kılmaz. Yargıtay'a göre, evladın elverdiğince bakması ahlaki bir görevdir. Ancak, ana-babanın normal bakımın ötesinde bir ihtimama muhtaç olduğu (somut olaydaki gibi felçli ve yatalak olma hali) durumlarda, evladın bu özel hizmetinin karşılığında bir şey istemesi ve alması hukuka uygundur. Bu durumda yapılan temlik ivazlı (karşılıklı) kabul edilir ve muvazaalı sayılmaz. Dolayısıyla, mirasbırakanın mal kaçırma kastı ispatlanamadığı sürece, bakım koşulu fiilen yerine getiriliyorsa, tek taşınmazın devredilmesi muvazaa için yeterli bir kanıt değildir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/medeni-hukuk/olunceye-kadar-bakma-sozlesmesi-nedir.html, HGK-K.2015/2834)