Mirasbırakan, malvarlığının yarısını ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile bir çocuğuna temlik etmiştir. HGK'nın 2019/377 sayılı kararında bu durumun makul olmadığı ve devrin asıl amacının mirasçıdan mal kaçırmak olduğu sonucuna varılmıştır. 'Makuliyet' denetimi, sözleşme özgürlüğüne bir müdahale midir? Bu denetimde hangi objektif ölçütler kullanılır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #132429

Bu 'makuliyet' denetimi, sözleşme özgürlüğüne doğrudan bir müdahale değil, sözleşmenin altında yatan gerçek iradenin (muvazaanın) ortaya çıkarılmasına yönelik bir araçtır. Amaç, sözleşmeyi geçersiz kılmak değil, tarafların gerçek niyetinin ölünceye kadar bakım mı yoksa karşılıksız bağış (mal kaçırma) mı olduğunu tespit etmektir. Eğer gerçek niyet bakım ise, sözleşme geçerlidir. Eğer gerçek niyet bağış ise, sözleşme muvazaa nedeniyle geçersizdir. Bu denetimde kullanılan objektif ölçütler şunlardır: 1) Temlik Edilen Malın Murisin Tüm Malvarlığına Oranı: Murisin, sadece bakımı için gerekli olan makul bir mülkü devretmesi beklenir. Tüm malvarlığını veya en değerli kısımlarını (somut olaydaki gibi yarısını) devretmesi, bakım amacını aştığı ve mal kaçırma kastına işaret ettiği şeklinde yorumlanır. 2) İvazlar Arasındaki Oran: Bakım borçlusunun sağladığı/sağlayacağı bakım ediminin değeri ile devredilen malın değeri arasında açık bir orantısızlık olup olmadığına bakılır. Çok değerli bir malın, basit bir bakım karşılığında devredilmesi şüphe uyandırır. 3) Murisin Alternatifleri: HGK'nın da vurguladığı gibi, murisin 'özellikle bir parça taşınmazını devretmek suretiyle bakımını sağlayabileceği yerde', çok daha fazlasını devretmesi, amacın bakım olmadığını gösterir. Bu denetim, sözleşme özgürlüğünü değil, bu özgürlüğün diğer mirasçıların saklı pay gibi yasal haklarını ihlal etmek amacıyla kötüye kullanılmasını engellemeyi hedefler. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/medeni-hukuk/olunceye-kadar-bakma-sozlesmesi-nedir.html, HGK-K. 2019/377)