TCK m.50/2, 'Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez' demektedir. Bu hükmün kanun koyucu tarafından getirilme mantığı nedir? Hakimin seçimlik cezalarda hapis cezasını tercih etmesi, TCK m.50/1'deki genel çevirme yetkisini neden ortadan kaldırmaktadır?
Bu hükmün temel mantığı, kanun koyucunun iradesine saygı göstermek ve hakimin takdirinin tekrar başka bir takdirle işlevsiz kılınmasını önlemektir. Mantığı şu şekilde açıklanabilir: 1) Kanun Koyucunun İradesi: Bir suç tanımında hapis ve adli para cezası seçenek olarak sunulmuşsa (örneğin '...bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır'), kanun koyucu o suç için iki farklı yaptırım türünü de uygun görmüş ve somut olayın özelliklerine göre hangisinin uygulanacağı takdirini hakime bırakmıştır. 2) Hakimin İlk Takdiri: Hakim, TCK m.61'deki cezanın bireyselleştirilmesi kriterlerini (suçun işleniş biçimi, failin kastının yoğunluğu, meydana gelen zarar vb.) dikkate alarak, o somut olayda adli para cezasının yetersiz kalacağına ve hapis cezasının daha adil ve orantılı bir yaptırım olacağına kanaat getirerek bu yönde bir tercih kullanır. 3) Takdirin Tüketilmesi: Hakim, bu ilk ve temel takdir hakkını 'hapis cezası' yönünde kullandıktan sonra, aynı hükmün (TCK m.50) başka bir fıkrasına dayanarak bu hapis cezasını tekrar adli para cezasına çevirmesi, kendi ilk takdiriyle çelişmesi ve kanun koyucunun tanıdığı seçimlik hakkı anlamsız kılması anlamına gelir. Yani, kanun zaten para cezasına imkan tanımışken, hakim bunu yetersiz görüp hapsi seçmişse, artık 'kısa süreli hapis cezası' olduğu gerekçesiyle tekrar para cezasına dönememelidir. Bu hüküm, ceza adaletinde tutarlılığı ve hakimin takdirinin ciddiyetini korumayı amaçlamaktadır. (Kaynak: or.av.tr/kisa-sureli-hapis-cezasina-secenek-yaptirimlar/)