CMK m.170/5, 'İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür' hükmünü amirdir. Bu hüküm, CMK m.160/2'deki savcının lehe delil toplama yükümlülüğü ile birlikte düşünüldüğünde, savcının iddianamedeki rolünü nasıl şekillendirmektedir? Savcının, topladığı lehe bir delile (örneğin şüphelinin olay anında başka yerde olduğunu gösteren bir tanık ifadesi) iddianamede hiç yer vermemesi, hangi hakkın ihlaline yol açar ve iddianamenin iadesi (CMK m.174) için bir gerekçe oluşturur mu?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #132421

Bu iki hüküm birlikte, savcının rolünün sadece 'suçlayan' taraf olmaktan ibaret olmadığını, aynı zamanda yargılamanın adil bir şekilde yürümesini sağlamakla görevli bir 'kamu görevlisi' olduğunu vurgular. Savcı, bir davanın tarafı gibi değil, maddi gerçeği arayan objektif bir merci gibi davranmalıdır. Savcının, topladığı lehe bir delile iddianamede kasten yer vermemesi, öncelikle Anayasa m.36 ve AİHS m.6'da düzenlenen adil/dürüst yargılanma hakkını ve bu hakkın bir unsuru olan silahların eşitliği ilkesini ihlal eder. Çünkü bu durum, mahkemenin ve savunmanın, davanın en temel belgesi olan iddianamede, şüphelinin lehine olan bir delilden haberdar olmasını engeller. CMK m.174'te sayılan iddianamenin iadesi nedenleri arasında bu durum açıkça belirtilmemiştir. Ancak, lehe olan delillerin gizlenmesi, iddianamedeki mevcut delillerle suçun ispatına ilişkin yapılan değerlendirmeyi temelden sakatlayacağı için, CMK m.174/1-b'deki 'suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan' dava açıldığı gerekçesiyle veya 'yeterli şüphe' oluşmadığı gerekçesiyle yorum yoluyla iade sebebi sayılabileceği doktrinde tartışılmaktadır. Her halükarda bu, ciddi bir usul ihlalidir ve kovuşturma aşamasında ortaya çıkması halinde beraat nedeni olabilir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/cmk-m-160-kapsaminda-cumhuriyet-savcisinin-gorevi)