TCK m.35'te düzenlenen suça teşebbüs, failin 'elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaması' olarak tanımlanmıştır. Bir kimsenin, öldürmek kastıyla bir bıçak alıp, uyumakta olan eşinin yatak odasının kapısına kadar gelmesi ancak kapının önünde hiçbir engele takılmadan beklemesi, fiilin 'hazırlık hareketi' mi yoksa 'icra hareketi' mi olduğu konusunda nasıl bir ayrım yapılmasını gerektirir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun benimsediği 'objektif teori' bu olaya nasıl uygulanır? Failin bu aşamada akrabaları tarafından engellenmesi ile kendi iradesiyle eylemden vazgeçmesi (TCK m.36) arasında ne gibi hukuki farklar bulunur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #132417

Bu durum, hazırlık ve icra hareketleri arasındaki kritik sınırın tespitini gerektirir. Yargıtay CGK'nın benimsediği 'objektif teori'ye göre, bir hareketin icra hareketi sayılabilmesi için, suçun kanuni tanımında yer alan bir unsuru oluşturması veya suçun konusu üzerinde doğrudan bir etki yaratmaya başlaması gerekir. Sadece failin kastının yoğunluğu (sübjektif teori) yeterli değildir. Örnek olayda, failin bıçakla yatak odası kapısına kadar gelmesi, öldürme suçunun tipik hareketine (örneğin bıçağı savurma, nişan alma) henüz başlamadığı için 'hazırlık hareketi' olarak kabul edilmeye daha yakındır. Yargıtay CGK'nın 2010/1-153 E. sayılı kararında da benzer bir durumda, öldürme amacıyla mağdurun evine yönelen sanığın eylemi hazırlık hareketi sayılmıştır. Hukuki farklar şöyledir: 1) Akrabalar Tarafından Engellenme: Eğer failin hareketi 'icra hareketi' olarak kabul edilirse (örneğin kapıyı kırmaya başlarsa), akrabaların engellemesi 'elinde olmayan bir neden' teşkil eder ve fiil, kastettiği suça (kasten öldürme/yaralama) teşebbüs (TCK m.35) olur. Eğer hareket 'hazırlık hareketi' ise, engellenme hukuken bir sonuç doğurmaz ve fail cezalandırılmaz (başka bir suç oluşmamışsa). 2) Gönüllü Vazgeçme (TCK m.36): Eğer fail, hiçbir dış engel olmaksızın, kapının önünde beklerken kendi iradesiyle eylemden vazgeçerse, 'gönüllü vazgeçme' söz konusu olur. Bu durumda, eylemi icra hareketi aşamasına geçmiş olsa dahi, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz. O ana kadarki eylemleri (örneğin tehdit) ayrı bir suç oluşturuyorsa sadece ondan sorumlu olur. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/suca-tesebbüsün-tespiti)