TCK m.45, cezaları 'hapis' ve 'adli para cezası' olarak tanımlamaktadır. Buna karşın, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu m.13 uyarınca nakil aracının müsaderesi bir güvenlik tedbiridir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarına göre 'aleyhe değiştirme yasağı' ilkesi, münhasıran 'cezalar' ile ilgilidir. Bu bilgi ışığında, ilk derece mahkemesinin kaçakçılık suçundan sanığı mahkum edip, nakil aracının iadesine karar verdiği, ancak kararın sanık tarafından temyiz edildiği bir durumda, Yargıtay'ın kararı bozarak nakil aracının 'müsaderesine' karar vermesi mümkün müdür? Bu durum aleyhe değiştirme yasağını ihlal eder mi?
Evet, Yargıtay'ın kararı bozarak aracın müsaderesine karar vermesi mümkündür ve bu durum aleyhe değiştirme yasağını ihlal etmez. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre (örn. YCGK 05.07.2011, 2011/119-162 E.K.), aleyhe değiştirme yasağı (reformatio in peius) sadece 'cezalar' için geçerlidir. TCK m.45'e göre cezalar, hapis ve adli para cezalarıdır. Müsadere ise TCK m.54'te bir 'güvenlik tedbiri' olarak düzenlenmiştir. Güvenlik tedbirleri, cezaların kapsamında yer almadığından, aleyhe değiştirme yasağının dışındadır. Dolayısıyla, sadece sanığın temyiz ettiği bir davada, Yargıtay ilk derece mahkemesinin aracın iadesi yönündeki kararını hukuka aykırı bulursa (örneğin, 5607 sayılı Yasa m.13/1-b'deki şartların oluştuğunu tespit ederse), hükmü sanık aleyhine bozarak aracın müsaderesine karar verilmesini isteyebilir. Bu, cezanın kendisi ağırlaştırılmadığı için aleyhe bozma yasağının ihlali anlamına gelmez. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-45-cezalar.html, Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 2015/25132 E., 2017/5512 K.)