Anayasa Mahkemesi'nin 2021/2754 başvuru numaralı kararında, ilk derece mahkemesinin, sanığın masumiyetini ispatlayabilecek nitelikteki 'baz istasyonu kayıtlarının getirilmesi' ve 'benzer suçlara ilişkin diğer dava dosyalarının incelenmesi' gibi taleplerini 'dosyanın esasına etkili olmayacağı' gibi soyut bir gerekçeyle reddetmesi, hangi temel hak ve ilkelerin ihlali olarak kabul edilmiştir? Mahkemenin, sanığın savunmasını 'hayatın olağan akışına aykırı' bularak mahkumiyet kararı vermesi, ceza yargılamasının hangi temel prensibiyle çelişir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #132411

Anayasa Mahkemesi, bu durumu Anayasa m.36'da güvence altına alınan adil/dürüst yargılanma hakkı kapsamındaki 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkelerinin ihlali olarak kabul etmiştir. 'Silahların eşitliği' ilkesi, savunma makamının, iddia makamıyla eşit usuli imkanlara sahip olmasını gerektirir. Sanığın kendi başına toplayamayacağı ve suçun sübutu açısından belirleyici olabilecek delillerin toplanması talebinin soyut gerekçelerle reddedilmesi, sanığı iddia makamı karşısında dezavantajlı bir konuma düşürür. 'Çelişmeli yargılama' ilkesi ise tarafların dosyaya sunulan delillerden haberdar olup bunlara karşı beyanda bulunma ve kendi delillerini sunma hakkını içerir. Bu taleplerin reddedilmesi, sanığın bu hakkını etkin bir şekilde kullanmasını engeller. Mahkemenin, sanığın savunmasını somut delillerle çürütmek yerine 'hayatın olağan akışına aykırı' gibi sübjektif ve genel geçer bir ifadeyle reddetmesi, ceza yargılamasının temel prensiplerinden olan 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ve 'suçsuzluk/masumiyet karinesi' (Anayasa m.38/4) ilkeleriyle çelişir. Ceza yargılamasında mahkumiyet, zan veya tahmine değil, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillere dayanmalıdır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/silahlarin-esitligi-ve-celismeli-yargılama-ilkelerinin-ihlali, Anayasa m.36, m.38)