BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu'nun Cihangir Çenteli kararında, başvurucunun avukatıyla yaptığı görüşmelerin haftada bir saat ile sınırlandırılması, ses ve görüntü sistemiyle kaydedilmesi ve görüşmede bir infaz koruma memurunun hazır bulunması hangi temel hakların ihlali olarak değerlendirilmiştir? Bu durum, CMK ve uluslararası sözleşmeler açısından nasıl bir hukuki sorun teşkil eder?
Bu durum, birden fazla temel hakkın ihlalini teşkil eder. Öncelikle, AİHS m. 6/3-c ve Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme (MSHUS) m. 14/3-b'de güvence altına alınan 'savunma hakkı' ve 'avukat yardımından yararlanma hakkı' ihlal edilmiştir. BM Çalışma Grubu'na göre, bu hakkın etkili bir şekilde kullanılabilmesi için avukat-müvekkil görüşmelerinin gizliliği esastır. Görüşmelerin dinlenmesi, kaydedilmesi ve bir memurun hazır bulunması, bu gizliliği (avukat-müvekkil mahremiyeti) ortadan kaldırır ve savunma hakkını işlevsiz hale getirir. Bu uygulama aynı zamanda CMK'da yer alan 'müdafi ile görüşme' hakkına da aykırıdır. Zira kanun, şüpheli veya sanığın müdafii ile 'başkalarının duyamayacağı bir ortamda' görüşme hakkını tanır. Ayrıca bu durum, yargılamanın adilliğini temelden sarsan 'silahların eşitliği' ilkesinin de ihlalidir. İddia makamı (savcılık) kendi hazırlıklarını gizlilik içinde yaparken, savunma makamının stratejilerini devletin denetimi altında yapmak zorunda kalması, taraflar arasında bariz bir dezavantaj yaratır. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/bm-cihangir-centeli-karari-keyfi-tutuklama/, AİHS m.6, MSHUS m.14)