İnfaz Kanunu m.17/4, infaza ara verme sebeplerinden biri olarak 'ailenin ticari faaliyetlerinin yürütülebilmesinin... imkansız hale gelmesi' durumunu saymaktadır. Bu şartın somutlaştırılması ve ispatı nasıl olmalıdır? Örneğin, tek başına küçük bir bakkal dükkanı işleten bir hükümlünün infaza başlaması durumunda, bu şartın oluştuğu kabul edilebilir mi? Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bu konudaki takdir yetkisinin sınırları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #132392

Bu şartın somutlaştırılması ve ispatı, hükümlünün ve ailesinin ekonomik ve sosyal durumunun ayrıntılı bir şekilde ortaya konulmasını gerektirir. Hükümlünün, ailenin geçimini sağlayan ticari faaliyetin yürütülmesinde kilit ve yeri doldurulamaz bir role sahip olduğunu ispatlaması gerekir. Örnekteki gibi tek başına küçük bir bakkal dükkanı işleten hükümlü, bu dükkanın ailenin tek geçim kaynağı olduğunu, eşinin veya reşit çocuklarının bu işi yürütecek bilgi, beceri veya imkana sahip olmadığını (örneğin başka bir işte çalıştıklarını, hasta olduklarını vb.) belgelerle (vergi levhası, muhasebe kayıtları, tanık beyanları vb.) ortaya koyarsa, bu şartın oluştuğu kabul edilebilir. Cumhuriyet Başsavcılığı'nın takdir yetkisi sınırsız değildir. Başsavcılık, talebi değerlendirirken keyfi davranamaz. Hükümlünün sunduğu delilleri ve sosyal inceleme raporu gibi belgeleri dikkate alarak, infazın devamının aile için 'mahkumiyetin amacı dışında ağır bir zarara' yol açıp açmayacağını objektif bir şekilde değerlendirmelidir. Yargıtay'ın da belirttiği gibi, bu takdir hakkına karşı doğrudan bir yargı yolu olmamakla birlikte, takdir hakkının açıkça keyfi veya kanunun amacına aykırı kullanılması durumunda, bu durum genel hükümlere göre bir hak ihlali iddiasına konu olabilir. Ancak pratikte Başsavcılığın olumsuz kararına karşı etkili bir denetim yolu bulunmamaktadır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/infaz-kanunu-madde-17-ve-madde-17a-hukumlunun-istemiyle-infazin-ertelenmesi.html)