Bir noter, dışarıda hazırlanmış bir satış sözleşmesinin altındaki imzaları onaylama (tasdik) işlemi yapmıştır. Daha sonra bu sözleşmenin içeriğinin sahte olduğu, imzalayan kişinin de aslında o kişi olmadığı anlaşılmıştır. Bu belge, TCK m.204/3 anlamında 'sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli bir belge' midir? Belgenin içeriği ile noter onayı (imza ve tarih) arasında ispat gücü bakımından bir ayrım yapılmalı mıdır?
Evet, belgenin içeriği ile noter onayı arasında ispat gücü bakımından bir ayrım yapılmalıdır. 1512 sayılı Noterlik Kanunu, noter işlemlerini 'düzenleme' ve 'onaylama' şeklinde ikiye ayırır. 'Düzenleme' şeklinde yapılan işlemlerde (örn. vasiyetname, vekaletname), noter belgenin içeriğini bizzat düzenler veya yazdırır ve bu içerikten sorumludur. Bu tür belgeler, bütünüyle 'sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli'dir ve TCK m.204/3'ün tam kapsamına girer. 'Onaylama' şeklinde yapılan işlemlerde ise, noter belgenin içeriğini hazırlamaz; sadece dışarıda hazırlanmış belgenin altındaki imzanın huzurunda atıldığını veya mevcut imzanın ilgiliye ait olduğunu ve işlem tarihini onaylar. Bu durumda: a) Belgenin İçeriği: Noter tarafından hazırlanmadığı için, 'aksi sabit oluncaya kadar geçerli' adi bir belge niteliğindedir. İçeriğinin sahteliği, genel delil kurallarıyla (tanık, başka belge vb.) ispatlanabilir. b) Noter Onayı (İmza ve Tarih): Noterin resmi görevi kapsamında yaptığı bu onaylama işlemi ise 'sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli'dir. Yani, imzanın o kişiye ait olmadığı veya tarihin yanlış olduğu iddiası, ancak sahtecilik davasıyla ispatlanabilir. Sonuç olarak, bu tür karma bir belgede sahtecilik yapılması durumunda, eğer sahtecilik sadece içeriğe ilişkinse TCK m.204'ün temel hali, eğer noter onayı (imza/tarih) taklit edilmişse TCK m.204/3'teki nitelikli hal uygulanmalıdır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/sahteligi-sabit-oluncaya-kadar-gecerli-olan-belge-nedir)