BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu'nun Cihangir Çenteli kararında, başvurucu hakkındaki tutukluluk incelemelerinin CMK'da öngörülen 30 günlük periyotlarda yapılmaması ve yapılan inceleme kararlarının kendisine geç tebliğ edilmesi, hangi hakkın ihlali olarak görülmüştür? Tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçesiz veya basmakalıp ifadelerle verilmesi, bu ihlalin niteliğini nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #132364

Bu durum, Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'nin (MSHUS) 9(4) maddesinde düzenlenen 'tutukluluğun yasallığına bir mahkeme önünde itiraz etme hakkının' ve dolayısıyla 'kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının' ihlalidir. Bu hak, sadece tutuklamanın başlangıcında değil, tutukluluk süresince periyodik olarak ve etkili bir şekilde kullanılabilmelidir. Tutukluluk incelemelerinin yasal sürelerde (CMK'ya göre 30 gün) yapılmaması veya kararların makul sürede tebliğ edilmemesi, bu hakkı işlevsiz hale getirir. Çünkü kişi, tutukluluğunun devam gerekçelerini zamanında öğrenemez ve bunlara karşı etkili bir itirazda bulunamaz. Tutukluluğun devamına ilişkin kararların 'delillerin toplanmamış olması', 'kaçma şüphesinin devamı' gibi basmakalıp ve soyut ifadelerle verilmesi, ihlalin niteliğini ağırlaştırır. Çünkü etkili bir denetim, tutukluluğun devamını gerektiren nedenlerin her bir somut dosya özelinde, somut olgulara dayandırılarak ve değişen koşullar dikkate alınarak gerekçelendirilmesini zorunlu kılar. Gerekçesiz kararlar, tutukluluğun yasallığına itiraz hakkını göstermelik hale getirir ve tutuklamayı 'keyfi' (arbitrary) bir niteliğe büründürür. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/bm-cihangir-centeli-karari-keyfi-tutuklama/, MSHUS m.9)