İşe iade davasını kazanan işçi, yasal sürede işverene işe başlama başvurusunda bulunmuş, işveren de işçiyi işe davet etmiştir. İşçi, işe gitmesi gereken gün başka bir işyerinde SGK'lı olarak çalışmaktadır ve işverene gidip 'beni işe başlatmıyorsunuz' diyerek babası ve kardeşiyle birlikte bir tutanak düzenlemiştir. İşveren ise işçinin hiç gelmediğini iddia etmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2015/1828 E. sayılı kararında bu durum nasıl değerlendirilmiştir? İşçinin başka bir yerde çalışıyor olması, işe başlama başvurusunun 'samimi' olmadığı anlamına gelir mi? 'İşçi lehine yorum' ilkesi, ispat yükü kurallarını nasıl etkiler?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK), bu olayda yerel mahkemenin direnme kararını onamış ve işçinin taleplerini haklı bulmuştur. HGK'nın değerlendirmesine göre: 1) İşçinin başka bir yerde çalışıyor olması, tek başına başvurusunun samimi olmadığını göstermez. Zira işe iade davası ve kesinleşme süreci (somut olayda 25 ay) oldukça uzun sürebilir ve işçiden bu süre boyunca çalışmadan beklemesi hayatın olağan akışına aykırıdır. 2) İspat konusunda, işçi işe başvurduğunu babası ve kardeşiyle tuttuğu tutanak ve onların tanıklığı ile ispatlamaya çalışmıştır. HGK, tanıkların yakın akraba olmasının tek başına beyanlarını geçersiz kılmayacağını belirtmiştir. İşçiden, menfaat birliği içinde olduğu hasım işverenin diğer çalışanlarından tanık bulmasını veya noter tespiti yaptırmasını beklemenin, hakkını elde etmesini aşırı derecede zorlaştıracağını kabul etmiştir. 3) 'İşçi lehine yorum' ilkesi bu noktada devreye girer. Şüpheli ve tereddütlü durumlarda, işçinin korunması amacı güden İş Hukuku'nun temel prensibi gereği, işçinin beyanlarına ve sunduğu delillere (tutanağa ve akraba tanıklığına), aksi işveren tarafından güçlü delillerle ispatlanmadıkça itibar edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, işverenin işçiyi usulüne uygun işe başlatmadığı kabul edilerek işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretine hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/ise-baslatmama-tazminati/, Yargıtay HGK E. 2015/1828, K. 2018/1093)