TCK m.35 kapsamında teşebbüsten bahsedebilmek için failin kastının 'doğrudan kast' mı olması gerekir, yoksa 'olası kast' ile işlenen suçlara da teşebbüs mümkün müdür?
TCK m.35, 'Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu...' ifadesini kullanmaktadır. Genel olarak ceza hukukunda kast, doğrudan kast ve olası kast olarak ikiye ayrılır (TCK m.21). Doktrinde ve uygulamada, teşebbüsün olası kastla işlenen suçlarda da mümkün olup olmadığı tartışmalı bir konudur. Ancak baskın görüş ve Yargıtay'ın bazı kararlarında, suçun neticesinin muhtemel olduğunu öngörerek ve bu neticeyi kabullenerek (olası kast) hareket eden failin, eğer fiili elinde olmayan nedenlerle tamamlayamazsa, olası kastla işlenen suça teşebbüsten sorumlu tutulabileceği kabul edilmektedir. Örneğin, Yargıtay 1. CD 2016/5744 E., 2018/115 K. kararında 'olası kastla yaralama' suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuştur (bu kararda teşebbüs değil, tamamlanmış suçtur ancak olası kastın varlığı kabul edilmiştir). Ancak, teşebbüste aranan 'işlemeyi kastetme' iradesinin doğrudan kasta daha yakın olduğu da savunulabilir.