Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2017/6108 E., 2018/947 K. sayılı kararında, fekal atıkların dereye (suya) deşarj edilmesi ile toprağa bırakılması arasında TCK m.181/182 açısından neden farklı bir sonuca varılmıştır? Hangi yönetmeliklerin bu ayrımda rol oynadığı belirtilmiştir?
Kararda, fekal atıkların arıtılmadan alıcı ortam olan suya deşarj edilmesinin, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin (SKKY) 4/j ve 16/a-b maddelerine göre alıcı ortam olan suyu, dolayısıyla çevreyi kasten kirletme (TCK m.181) suçunu oluşturacağı kabul edilmiştir. Buna karşın, fekal atıkların alıcı ortam olan toprağa verilmesi durumunda, 08.06.2010 tarihli Toprak Kirliliğinin Kontrolü ve Noktasal Kaynaklı Kirlenmiş Sahalara Dair Yönetmelik'in, 2005 tarihli önceki yönetmelikten farklı olarak fekal atığı toprağı kirleten ya da kirletme ihtimali bulunan atık olarak kabul etmediği belirtilmiştir. Bu nedenle, fekal atığın toprağa bırakılması halinde toprak kirliliğinden veya kirlenme ihtimalinden bahsedilemeyeceği, dolayısıyla TCK m.181/182'deki suçun unsurlarının oluşmayacağı sonucuna varılmıştır. Ancak toprağa bırakılan fekal atığın yeraltı sularını kirletmesi halinde durumun 'Yeraltı Sularının Kirlenmeye ve Bozulmaya Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik'e göre değerlendirileceği eklenmiştir.