Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2017/6108 K. sayılı kararında, bir dinlenme tesisinden kaynaklanan atıksuların dereye deşarj edilmesi eylemi TCK m.181 (kasten kirletme) kapsamında nasıl değerlendirilmiştir? Fekal atıkların suya ve toprağa bırakılması arasındaki fark bu değerlendirmeyi nasıl etkilemiştir?
Kararda, dinlenme tesisinden kaynaklanan ve içerisinde fekal atıkların da bulunduğu atıksuların arıtılmadan doğrudan dereye (alıcı ortam olan suya) deşarj edilmesinin, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin ilgili hükümlerine (örneğin m.4/j, m.16/a-b) aykırı olduğu ve bu eylemin alıcı ortam olan suyu kirletici nitelikte olduğu belirtilmiştir. Bu durumun TCK m.181 (çevrenin kasten kirletilmesi) suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. Kararda ayrıca, fekal atıkların alıcı ortam olan toprağı kirleten ya da kirletme ihtimali bulunan atıklardan olmadığına (Toprak Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği kapsamında) dikkat çekilmiş, ancak suya bırakılması durumunun farklı olduğu vurgulanmıştır. Yani, atığın bırakıldığı alıcı ortam (su veya toprak) ve ilgili yönetmelik hükümleri suçun vasfını belirlemede kritik öneme sahiptir.