Çevrenin taksirle kirletilmesi suçunda (TCK m.182), 'alıcı ortamın' kirlenmesi veya kirlenme ihtimalinin kanıtlanması zorunluluğu, özellikle atıksuların kanalizasyon sistemine deşarjı durumunda Yargıtay tarafından nasıl ele alınmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #131360

Yargıtay (örneğin 18. CD, 2015/17840 K.), atıksuyun alıcı ortama (su, toprak, hava) doğrudan verilmesi durumunda TCK m.182'deki suçun oluşabileceğini kabul etmektedir. Ancak, atıksu nihayetinde arıtmaya tabi tutulacak bir kanalizasyon sistemine veya ortak arıtma tesisine deşarj ediliyorsa, 'atığın alıcı ortama verilmesi' unsuru doğrudan gerçekleşmediği için, genellikle çevreyi kirletme suçu oluşmaz. Bu durumda, deşarj standartlarına uyulmaması idari yaptırımlara (örneğin belediyenin ek kirlilik bedeli alması) yol açabilir. Ancak, kanalizasyon sisteminin patlaması, taşması veya arıtma tesisinin hiç çalışmaması gibi nedenlerle kirli suyun kontrolsüz bir şekilde doğrudan alıcı ortama karıştığı kanıtlanırsa, TCK m.182 yine gündeme gelebilir.