Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2018/171 sayılı kararında, mahkemenin ilk hükmüyle sanık hakkında verdiği hapis cezasını bozan Yargıtay, bozma sonrası yapılan yargılamada, mahkemenin kazanılmış hakkı yanlış hesapladığını ve aslında daha ağır bir ceza olması gerektiğini belirtmiş, ancak 'aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır' demiştir. 'Kazanılmış hak' bu bağlamda ne anlama gelmektedir?
'Kazanılmış hak' bu bağlamda, 1412 sayılı CMUK'un 326. maddesinin son fıkrasında düzenlenen 'aleyhe değiştirme (bozma) yasağı' ilkesinin bir sonucudur. Bu ilkeye göre, bir hüküm sadece sanık lehine (sanık, müdafii veya sanık lehine C. Savcısı tarafından) temyiz edilmişse, Yargıtay tarafından bozulduktan sonra yeniden verilecek hüküm, önceki hükümle belirlenen cezadan daha ağır olamaz. Karara konu olayda, mahkeme ilk hükümde bir hesap hatası yaparak sanığa olması gerekenden daha az ceza vermiştir (örneğin 2 yıl 1 ay hapis). Bu karar sadece sanık tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay başka bir nedenle kararı bozmuştur. Bozma sonrası yapılan yeni yargılamada mahkeme, bu kez doğru hesaplama yaparak sanığa 1 yıl 8 ay hapis cezası vermiştir. Ancak Yargıtay, ikinci incelemesinde, sanığın 'kazanılmış hakkı'nın ilk hükümdeki hatalı ceza olan '2 yıl 1 ay hapis' olduğunu belirtmiştir. Yani, aleyhe bozma yasağı, ilk hükümdeki 'hatalı ve lehe' olan cezayı sanık için bir tavan olarak sabitlemiştir. Mahkemenin bu tavanın da altına inerek 1 yıl 8 ay vermesi sanığın daha da lehine olduğu için, bu yeni hata 'aleyhe temyiz olmadığından' bozulmamıştır. Kısacası kazanılmış hak, aleyhe temyiz olmadığında, önceki hükümdeki cezanın sanık için bir üst sınır teşkil etmesidir.