Bir sanık, hırsızlık suçundan aldığı 6 ay hapis cezasının TCK m. 50 uyarınca adli para cezasına çevrildiği bir hükümle yargılanmıştır. Bu karar sanık lehine temyiz edilmiş ve Yargıtay tarafından bozulmuştur. Bozma sonrası yapılan yargılamada, mahkeme bu kez hapis cezasını TCK m. 51 uyarınca ertelemiştir. Bu yeni karar, 'aleyhe bozma yasağı' (kazanılmış hak) ilkesine uygun mudur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #131269

Bu durum, aleyhe bozma yasağının ihlali olarak kabul edilebilir. Yasağın amacı, sanığın kanun yoluna başvurduğu için önceki durumundan daha kötü bir duruma düşmesini engellemektir. İlk hükümde, TCK m. 50/5 uyarınca 'asıl mahkumiyet çevrilen adli para cezasıdır'. Yani sanığın hukuki statüsü, 'adli para cezasına mahkum olmuş' bir kişidir. Bozma sonrası verilen ikinci hükümde ise, hapis cezası ertelenmiştir. TCK m. 51'deki erteleme, hapis cezasının kendisini ortadan kaldırmaz, sadece infazını belirli bir denetim süresi sonuna bırakır. Yani sanığın hukuki statüsü 'hapis cezasına mahkum olmuş' biridir ve bu durum adli siciline de bu şekilde işler. Hapis cezasının ertelenmesi, adli para cezasına çevrilmeye göre daha aleyhe bir durumdur. Çünkü denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi halinde ertelenen hapis cezasının infazı gündeme gelirken, adli para cezasında böyle bir durum yoktur. Bu nedenle, adli para cezası olan bir hükmün, bozma sonrası erteli hapis cezasına dönüştürülmesi, aleyhe bozma yasağının ihlali anlamına gelir.